İTÜ’de okurken, okulun ikinci sınıfından itibaren çalıştığım için, okul bir türlü bitmek bilmemişti. 7. yıla geldiğimde, şunu fark ettim: Ben okulu bitirmek için ekstra bir çaba göstermiyor, derslere girmeden sadece sınavlara giriyor ve mucizevi bir şekilde dersi geçmeyi bekliyordum. Ama İTÜ böyle bitirebileceğiniz bir okul değil ve bazı derslerden iki, üç kez kalmaya başladım. Bir noktada dank etti: Çalışıp, o dersi zorlanarak da olsa geçmedikçe, bu işkence sürecek. Bunu fark ettiğimde o acı ilacı içip, iyice dert haline gelen okul hayatından kurtulmak için zor da olsa son bir çaba harcadım ve 9. yılda mezun oldum.

Aslında çok açık gibi görünüyor, değil mi? Sınavı verecek kadar bilgiye sahip olmadıkça o dersi geçemezsin, dersleri geçemezsen mezun olamazsın. Neden bu konuda adım atmam bu kadar uzun sürdü ve çalışıyor olmayı mezun olamamama bahane ettim?

Hayır, o kadar açık değil. Çoğumuzun bir hedefi var ama ona ulaşmak için kendimizi geliştirmeye çalışmıyoruz, bir şekilde kendiliğinden oraya ulaşacağımızı varsayıyoruz. Oysa kendimizi geliştirmek, ilerlemenin gerek şartı. Hiç durmadan okumak, düşünmek, yazmak, gelişmek gerekiyor. Hedefimiz bulunduğumuz yerden yukarıda ise, oraya dümdüz yürüyerek ulaşmak mümkün değil, yükselmemiz gerekiyor. Bu da, benim kendimi zorlayarak yaptığım gibi, ekstra efor harcayarak yapabileceğimiz bir şey.

Her gün gelişmek için ekstra efor harcıyor musunuz?

Ekim Nazım Kaya

Ekim Nazım Kaya

Adım Ekim Nazım Kaya. Yatırımcıyım. İkisi İngilizce, biri Türkçe üç kitabım var. Kişisel gelişim yolculuğumu takipcilerimle paylaşıyor ve öğrendiklerimden onların da faydalanmasını sağlamaya çalışıyorum.